Bilgi_Teknolojileri

Information Technologies,

Türkçe anlamı ile Bilgi Teknolojileri.Durum böyle olunca insanlar bilmedikleri herşeyi bilmemizi,yapamadıkları herşeyi yapmamızı bekliyorlar.Ne yazık ki ısrarcı olduğumuz bu konuda,herşeyi yapamayacağımızı anlatmamıza rağmen bir şekilde anlamam dediğimiz işleri,ömrünü bu işe adamış insanlardan daha çok hakkı ile yapabildiğimiz durumlar oluyor.İşin özüne gelindiğinde elektrikle çalışan herşey burnunuzun dibine getiriliyor ve bizde aslında bilmediğimiz işleri başarmış olarak gün sonuna geliyoruz.

Kafamı hep kurcalayan bir kısır döngü mevcut.Kendi fikrimde olmak üzere elektronik cihazlar ile çok zaman harcayan kişilerin yaşadığı akıl zayıflaması.Tablet bilgisayarı ile  çok zaman geçiren bir çocuğun,akşam ezanında top oynamayı bırakıp eve gelmesi için baskı gören bir çocuğa oranla  daha zeki olamaması.Sokak kültüründe,sonuç olarak insanlarla tam etkileşimde olduğunuz için vücudun tüm fonksiyonlarını aynı veri hızında kullanabiliyorsunuz,diğer durumda veri alışverişi yaptığınız çeşitli interface’leri bulunan elektronik  bir cihaz ve sizin yerinize düşünüp,verileri işleyip karşınıza getiriyor.Bu nedenle düşünme ihtiyacımız ortadan kalktdığından işlemeyen demir pas tutuyor.

 

Reklamlar

Anlamak istemiyor insan bazen.Düşünmek istemiyor en çokda.Nasıl düşünmekten kurtulacağını düşünürken bile bu kısır döngünün içinde buluyor insan kendini…(Engin sorunu nu topluma mal etmesene,bunu sadece sen yaşıyorsun.)

Çünkü en çok neyi sever ise,en çok neyden korkarsa onu düşünüyor.Bizim düşüncelerimiz Dünya’ya eser bırakacak türden de  değilki.(Bu yüzden Annem’in oğlum çocuğun olsun,neslimiz yürüsün demesini anlayamıyorum.Einstein mıyız ki anne biz?Neslimiz yürüse ne olacak?)Tek yaptığımız sevdiklerimizi üzüp durmak.Belkide yaptıklarımız Mercimeği bulan kadının hikayesi gibi biz öldükten yıllar sonra anlatılacak ve biz birşey keşfettiğimizi bile bilemeyeceğiz.

…evet insan üzer sevdiğini.(Üzer ama bir kaz gelmesi/tavuk esirgeme hikayesi gibi düşünülebilir ki.Yada ilkokulda kaçtığımız o tetanoz aşıları gibi.Canımızın yanacağını bilsek bile kaçamayız,en fazla erteleriz)Üzer ama vücuda kocaman bir sevgi enjekte etmek tabiki kolay olmayacaktır.Çünkü artık sıradan düşünülmeler yerini birinin en değerlisi  olmasına bırakmıştır.Tabiki birini bu kadar çok sevmek  sevilen gibi seven içinde zordur.Hikayeyi basite indirgersek arabasını çok seven komşumuz(Dünyada bu kadar saçma şeyleri sevenler ile kıyasladığımda ben sanırım çok şanslıyım)Ne zaman çocuklar top oynasa sokakta,ne zaman o heybetli çöp arabası geçse,ne zaman aceminin biri yanına park etmeye çalışsa huzursuz olur.Tabiki Aşk tutulması dünyevi sebepsiz arzular ile kıyaslanamayacak kadar büyüktür,farkıdır,engel olunamaz dır ve engel olmakta hayatın en saçma hareketlerinden biridir.

  İnsanı insan yapan duyduğu Aşk’tır.Bu mutluluk en sevmediklerine bile parlayan gözler ile bakıp,toplum için iyi bir insan olmaya sürükler farkında olmadan.İnsan Düşün ki sevdiğim hayatıma girdiğinden beri hayırdiyememe hastalığım ilerledi.Bunun bir çözümü yok imiş.Çıktı alamayan tonton amcaya yardımcı oluyorum mesela hiçbirzaman “this is not my business” demeden,sabırla ve çıktı alamayan insan dosyayı mail ile göndermeyi bile beceremediğinden,her seferinde flash disk ile yanına gidip ofisboy’luk yapıyorum.Bunun harici Fatma Hanım’ı sıkı sıkıya tembihledim.Ola ki sebildeki su biterse ve onu başkası değiştirir ise bozuşuruz(Ekşisözlük’de okumuştum bu görevin sadece asil insanlara verildiğini ve tarifsiz bir haz yaşanılan bir eylem olduğunu,köye çeşme yaptırmak gibi de sevap işlediğimi hissediyorum.İnsanlar oradan su içtikçe imkansızı gerçekleştirip 2hidrojenile1oksijenibenbirleştirmişçesinekiböyleyapılsabilesueldeedilemiyor mutlu oluyorum.

     Bu ivmeleri gözlemleyen çevredeki insanlar(Gözlemlemenin birçok sebebi olabir;İnsanları seviyor olabilir,merhamet duyuyor olabilir,dedikodu veritabanına yeni veriler girmek isteyebilir,işsiz yada gizli işşiz veya emekli olabilir) sendeki bu değişimi anlamakla birlikte seni anlamazlar.Kimse kimsenin derdini sahiplenemediği gibi mutluluğunuda anlayamaz.Anlamamaları bilmemeleride gerekir.Aşk dedikleri insanın kutsalıdır bir noktada hakkı ile yaşandığında.

  Hep sıkıntılardan bahsetmiş gibi hissettim kendimi bu gece ve içimdeki mutluluk,bu yaşattığın mutluluk yüzümün şeklini değiştirecek kadar yoğun hissedilmekte iken.

Şuan beni düşündüğünü hissediyorum.Aslında birkaç satır daha yazmayı planlamıştım,eve apansızca gelen misafirler buna engel olmakta…

 

 

 

Süreç…

Şu süreç dedikleri ne gariptir…Sevdiğinin sesine dokunamamak.Kavgaları bile edememek.İnsan özlüyor işte.En kötüsüde özlemek ve zamanın doğru orantısı ve bu doğru orantı içinde orantısız sevmek.Sesini duymayalı henuz birkaç saat geçti.Şuan hayat katlanılabilir gibi olmaka birlikte,gelecek zamanlar adına korkum.Sığınaklara gidiyorum telefonun çekmedği eksi katlarına.Orada da bulgur pirinç ve mercimek var.Sensizlik de var tabiki.Heryerde bu sensizlik derken durdum birden.

Sen varsın ki herşeyimde sen varsın,heryerde.Uykuda özlemeyi ben sende gördüm.Hani şu yarı ölüm dedikleri uyku varya,ben rüya görmeden özledim seni.Hep derdin sen bana güzel sevmek.Bu söz benim canımı yaktı durdu.Güzellik neydi.Kapının acılıp birden senin içeri girebilme ihtimalinmi.Yoksa senin deyiminle daha rahat bir insan olabilmek mi.Can yakar ki sevdiğim.Hiç çekilmez kıskanmayan Engin,

Bugün yollara verdim kendimi.Yürüdüm kilometrelerce.Üzerime de birşey almamışım üşüdüm biraz.İçimi ısıtan senin varlığındı.Nadas dedim bu,inzva bu.Geçecek dedim bu sensizlik.

İnsanların kaygıları çok tuhaf,

Kaygıları,hayatdan beklentileri.Bence şu yaşamın tek mutluluk sebebi kendini başarma kuramı olmalı.İyilik yaparak mutlu olmamalı insan,bu standart donanım olarak gelmeli.

Aile kavramı ve microsoft’daki active directory yada linux’daki ldap olmamalı.İnsanlar workgroup,accesspointler standaolne çalışmalı. Birde kaçış yolu olmalı mesela.Bazen öleyim diyorum,inanışlarımı da düşününce kaçışdan çok krediyi erken kapama durumuna girmiş gibi bir durum oluyor.

Şimdi ölsem birsürü iş ile uğraşacaklar.En basiti düşünün evde kimse içinden gülmek gelse bile gülemeyecek,bir hafta boyunca televizyon açamayacaklar.Bizim orada bir pideci var.Oradan pide yaptırırlar kesin.Yanında Rami’den toptan fiyatına alınan ayranlar ikram edilir.

Bu organizasyonu yapacak insanlara şimdiden bir not.Farklı seanslar düzenlensin rutin törenlerim için.lcv olarak geridönüşler toplansın.(Kaliteli organizasyonlarda lcv şart)Yemek sonrası tatlı ikram edilsin ama helva olmasın.Bizim oralarda çözüm ortağı olduğum bir pastahane var.Oradan adımı verip uygun fiyata kaliteli tatlılar alınabilir)

Teknolojik donanımlarımı alacak insanlara not.Ofisde’ki masamda bir ipod var.Efsane 50Cent’in klibinde gösterdiği modelden.aliexpress’den ona bir disk alıp kullanabilir(Düşürdüğüm için bozulmuş)

Bilgisayarımı kullanacak kişi hardiskini çıkarıp direkt imha etsin.Planlı bir ölüm olursa bunları organize edeceğim.Ama plansız olur,spontane gelişirse şeffaf kilitli  poşet içinde teslim alır zatenYeni harddisk için gereken bedeli kredi kartımdan tahsil edebilir.Taşınabilir diskimide direkt formatlayıp kullansın.

Bu dünya için çok fazla iyiym gibi bir cümle kullanmayacağım.Öyle şakalar yaptım ki insanlara şaka olduğu için güldük ama acı verdim işte.Arkamda bir buluş bıraktım en azından.Tuzluk şakası.(tuzluğun kapağını açık bırakma gibi liseli şakaları değil tabiki)…..Düzenlenecek

 

Depresiliğin çeşitleri var,

Bipolar gibi yüzüne gülüp,ummadığın anda halat nerden buluruz lan dedirtiyorsa ki genelde bunu yapıyor dikkat et kendine.Yağmurlu günde ölme.Çamur olmasın kimsenin ayakkabıları.Haftaiçi olsun bide.Bahanesi olur seni sevmeyenlerin.Dükkanı kapatıp gelemezler mesela,yada çocuğun okulu olur.Sen beni dinlemessin ama boşver önceki önerilerimi.Manikler çekermiş birbirlerini,kal sende gitme..!(19.07.2015)

Toparlayamıyorum kafamı,kafamdakileri.Gizleyemiyorum içimdeki sensizliğin dışavurumunu.Kendimi çok işe veriyorum bu sıralar.Yada kendime çok iş veriyorum.

Sürekli bir karmaşa ama mutluyumda…

Bu plansızlıkdan kurtulmak istiyorum bazen.Masamı topladım bugün.(normal insanlar benim kullandığım masanın 1/3’ünde gayet güzel çalışabiliyorlar).Kendi sınırlarımı daralttım biraz daha normalleşmek adına.Enterptise  Administrator yetkimi kaldırdım active directoryden(Bu şirket veri güvenliği içinde gerekliydi)Yapılacak işlerimi aklımdaki  ajandadan outlook task’lara ekledim.Birkaçını o gün tamamladım,sonra  yenilerini ekledim.Hayat böyle sürüp gidiyor şimdilik.Çok yoruluyorum.Sensizlik geçmiyor ki başka türlü..!

Bugün doğumgünün yine;Bak 1 sene daha yaşlandın,değerin düştü 1 sene.Yeni model Eda’lar dünyaya geldi.

Benim bu sıralar yeğenlerime takıldığım o nasıl doğum yılı lan,Araba modeli gibi? esprisini sana yapabilmem için fazla büyümüşün.2002 ve sonrası olmalıydın.İçimde de fazla büyütmüşüm seni ama vardır bir bildiğim.Büyütmüşsem,hayatımdan uzunca zamanlarımı almışsan dokunmuşundur hayatıma.

Doğum/ölüm konusuna gelince.Hayat çok acımasız.Mutlu ve mutsuz insanların yollarını hiç olmadık zamanlarda kesiştiriyor.Yoğun bakım bölümüyle yeni doğan bölümü aynı yerde mi olurmuş?Bir tarafda amcasını kaybeden ben,diğer tarafda heyecanla yeni bebeklerini bekleyen insanlar…Ölüm acısı zamanla hafiflese de hiç olmadık zamanda kaybedilen yakınların özlemi duyuluyor.Evlat sevgisi de zamanaşımı olan bir sevgi,işçi alacaklarının aksine.Sen dünyaya gelince dünyalar benim oldu diyen anne,gün oluyor aynı dünyada terlik fırlatabiliyor evladına(Yaşamadım ama öyledir yani)

Aşağıdaki resim,bugün yapıldı bende tarihe not düşmek istedim.Çalışırken,habersizce.Önce bir uyarı aldım.Elini çenen den çek?Sonra anladım konuyu.Kağıda bakmadan resim çizmek imiş bu sanatın adı(başka bir ismi vardı ama unuttum).Güzel bir süpriz oldu.Eskiden Selami Bey vardı o masada,habersizce selfie çekiyordu çalışırken.O yaşda biri için fotograf çekmek,akıllı telefon kullanabilmek de başarıydı…

Ekran Alıntısı

16Kasım2000,

Fiat Grubu’nun  veliahtı; Edoardo Agnelli  intihar ediyor.Gerekçesi,manevi gücün eksikliği ile maddi alım gücünün birleştiği yerde patlak veriyor.Dünya’da tüm zevkleri tadıp,tüm hayalleri gerçekleştirip(hayal kavramı bu tür insanlar için pek uygun olmadı) dünyada kalmasını gerektiren bir durum olmamasını hissettirmesiyle ilgili.

16Aralık2013,

Fiat Linea Sahibi bir babanın oğlu,benim samimi olmamakla birlikte arkadaşım,sosyal paylaşım sitesindeki ismini Kemal Topalak Linea olarak değiştiriyor. Yani bazı insanlar arabasıyla manevi bir bağ kurup(zaman zaman banada olmuştu) oğlum kızım diyebilyor yada ona isim verebiliyor.Ama arabadan isim almak pek nadir görünen bir ruh hastalığı.

…ve insan sahip olduğu teknolojiyle gurur duyacaksa  bu teknolojide bir emeği olmalı.Hava atabilir insan arabasıyla,tabiki fren sistemini kendi yaptıysa,içten yanmalı motoru keşfettiyse..Eviyle gösteriş yapabilir,yağmur sularını direk klozetlere dolduran bir sistem yapıp,çevreyi ve israfı korumak adına zekasını konuşturduysa.İnsan övündüğü herhagibirşeye zekasından bir katkı yapmaıysa bu görgüsüzlükten öte gidemez.

Konuyla alakası pek yok ama Serdar Kuzuloğlu’nun  röportajı  aklıma gelir hep.Bir Ferrari kullandığınızda,insanlar  sizinle gözgöze gelip Orospu Çocuğu diye haykırırlar içlerinden.Ama onların olmak istedikleri yerde aslında sizin olduğunuz yerdir.Ferrari’nin sürüş koltuğu.İnsanlar olmak istedikleri yerde,şuan olan insanlar için Orospu Çocuğu kavramını kullanıyorlar.Orospu çocuklarını sevmeyip,Orospu Çocuğu olmak istiyorlar.

Yeni Ofise geçeli sanırım 2 ay kadar oldu.Buradaki en büyük eğlencem cam kapı/duvarlara çarpan insanlar.Cam ışık geçirir,insan değil.Bunu zaman zaman unutuyorlar.Evet şuan çok eğleniyorum.O kapılardan birine çarptığım gün benim mutluluğumda bitecek.

Geçen haftalarda bir rüya gördüm.Aynen aktarıyorum.Kapının önündeyim.Birkaç akraba ve aşağı kata yeni taşınan kadın.Bu kadının karnı acıkmış,sizin evde börek varmış getirsene diyor akrabalar..Ben isyan ediyorum.Kim gidecek şimdi eve?Hem üşenirim de ben.Annem konuşmalarımızı duyup koşarak evden börek almaya gidiyor.Aniden uyanıyorum sahur vakti.Annem gerçekten börek yapmış,içi rahat etmemiş,aşağıdaki kadıncağıza götürmüş.Bu arada uyumadan önce börek konusu geçmediğinden bunun bilinçaltı olduğu tartışılamaz.Sonrasında öküzlerin bizim oradaki bakkal dükkanına girdiğini görüyorum rüyamda..Bana zarar veremiyorlar,dükkanı talan ediyorlar azıcık.Annem yorumluyor rüya’yı.Rüyada öküz görmek ölüme delalet diyor.Sabaha karşı Bakkal abimizin babasının gerçekten vefat ettiğini öğreniyorum.

Hayat gerçekten boş gibi bir cümle kurmayacağım.Hayata değer verememek boş bence.İnsan yaptığı işde bir değer katabilmeli.İşini sevmeli.Çok para kazanmak değil,işiyle mutlu olmasını,işinin hakkını vermesini bilmeli.İşinin hakkını vermek tabiki işkoliklik değil.Zaten tuhafda bir işim var.Başkalarının çalışmaması gereken saatde benim çalışıyor olmam gerekmesi gibi.Konu bu son paragrafa nasıl geldi hiç farkında değilim.

Sana anlatacaklarımda var.Söylemeden olmaz.Haftasonları sebepsiz  yere canımı sıkıyorsun.İçimdeki öfke azalmıyor hiç.Seni mucize yapan benim.Bu nedenle senin içinde bir mucizze yaratmalıyım.Sanırım artık daha güçlüyüm bu konuda.Çok zayıfladım evet.Yemek de yemiyorum doğru düzgün.Bu durumda kafam nasıl çalışıyor,ben nasıl çalışıyorum,nasıl hala Engin diyenlere Beyefendi diyeceksiniz şakasını yapan özgüveni kendimde buluyorum.Bilmediğim o kadar çok şey varki.Bunlarda kim?Ne zaman giderler?Ben nasıl öleceğim?(Ne durumda?Hangi şartlarda?)Ölüm denilen kavram gerçekten çok ani.Masaüstü PC kullanan 90 öncesi kuşak çok iyi bilir.Hani anneniz saat kotasını doldurduğunuz için bilgisayarın fişini çalışırken pirizden  çeker ya.İşte öyle birşey ölüm.Herşey ram memory de kalmış.İnsanın özeli diye artistlik yaptığı herşey şeffaf bir poşet içinde teslim edilecek yakınlarına.Hayırsız bir oğlu varsa,diğer mirascılarına haber bile vermeden,paraharcayamamahastalığı na yakalanan annesinin üstünden çıkan cash’leri kendi zimmetine geçirerek sebepsiz zenginleşecek.Sonra bu kişiler başkalarına amca olacak.Hatalarını gördüğünde tepelerine binip amcalık yapacak.Yeğenleri yardıma ihtiyaç duyduğunda  Casper gibi görünmez olacak…

Yalnız yaşamak ilk haftalarda çok keyifli,günler geçtikçe ev  sadece uyumak için gittiğim bir yapıya dönüşüyor.Dağınıklıkdan yatağımı zor buluyorum ve yatmak için en azından yatağın üzerini toparlamam gerekiyor.(Toparlamaktan kasıt ne var ne yok farklı bir köşeye fırlatmak).Kapılarını herzaman açık bıraktığım evimde,içinde önemli dataları olan bilgisayarlarım çalınmasın diye yatağımın içine gizliyorum.Sonrası malum,uyurken ayağıma çarpan sert cisimler.İlginç olansa hırsızların eve girmeyip,kapının önündeki ayakkabımın tekini çalmış olmaları.Son zamanlarda hırsızlar bile işini düzgün yapmıyor,insan en çok buna sinirleniyor.

Hayat yine öngöremediğim şekilde ilerliyor,daha doğrusu gidişatın tam ters yönünde.Böyle yaşamak gerçekten çok heyecan verici ve yine bu şekilde yarın neler olabileceğini tahmin etmeye çalışmıyorum artık.

İş değişikliği nedeniyle hayata dair iç burkan detayları daha az göreceğim bundan sonra.Ama eski işimden son hatıraları ufak bir not geçeyim;

-Bir kamu kurumu projesi.Morgun önünde,sedye üzerinde bir amca..Başında birsürü akrabası.Fotoğraf çekiniyorlar sürekli.Yaşarken kıymetini bilememişler,tek bildikleri şey mezarlıklar ışık geçirmez.Amcanın ölümden çok çekilen fotoğraflar zoruna gitmiştir.(Hayata dair iç burkan detay)

-Taksimde self servis bir yiyecek-içecek merkezi.Simitin yanında su istiyor,suyun cam şişede olduğunu görünce vazgeçiyor(Hayata dair fakirlik detayı)

-Hiç çiğ köfte sevmem ama gözüm takılıyor  insanlara.Bazen AVM’lerde bazen ufak dükkanlarda.Sipariş verenin(özellikle kızlarda oluyor bu durum çünkü nedenini bilemediğim şekilde çiğ köfteyi onlar daha çok tüketiyor) ürünün hazırlanma esnasında aç gibi bakmaları.Adamın ellerine,dürümü hazırlamasına.Bunu burdan tarif etmek zor,Kemal Sunal’ın bilmem hangi filminde yemeğin buharına vitrinden ekmek bandığı sahneyi hatırlayın işte aynı durum.İnsan birazdan sahip olacağı bir yiyeceğe öyle aç gibi neden bakar?(Bu psikolojiye ne isim vereceğimi bilemedim)

-Lüks restourantların çalışanlarına  kalitesi çok düşük tabldot yemek yedirmeleri.(İnsana verilen değerin yoksunluğu)

-Bir hesapdan diğerine 5TL havale yapıp,gidip atmden o 10 lirayı çekip cebimin para görmesi(Bu durumu maalesef yakın zamanda ben yaşadım)

Bu durum aklıma “Zenginler bizim gibi mutlu olamıyor abi yaa” şehir efsanesini getirdi.Anonim olan bu sözün sahibini   bulsam uzun uzun konuşmak isterdim hangi ruh haliyle böyle düşündüğünü.O gün ben çok mutsuzdum mesela.Birkaç gün önce günlük ATM para çekme limitlerimi üst üste bitirecek kadar para harcamıştım ama o zamanda mutsuzdum.Demek ki mutluluk formulunde paranın yeri yok.

Haftasonları  canım sıkılıyor yine.Gökyüzünde Dolunay olduğu zaman çok daha fazla sıkıntı.Senden kaçış yolunu ararken senin çoktan kaçtığın aklıma geliyor.Kavuşabilseydik böyle olmazdı sanırım.Ben yine seninle evlenmezdim ama en azından bende bu can sıkıntısı,sende bu tedirginlik olmazdı işte.Ayrıldık tamam ama en azından birlikte üzülseydik.Sen yeşil çayını içseydin yine ben porselen fincanda çay.Sen gülseydin karşımda ben üzülseydim ama ne yaşayacaksak birlikte olsaydı.Yada ben vodka içerken sen’de Ümran gibi  enerji içeceği ile bizden çok kafayı bulsaydın,dökülseydin birer birer.Anlasaydın ve anlatsaydın.Hiç sağır değildin aslında.Bende dilsiz olmadım hiç.Aramızdaki sessizlik frekans farklığından başka hiçbirşey değildi.Eskiden olduğu gibi arasaydın yanlışlıkla beni ve benim inanmadığım tek yalanın bu olsaydı.Aşkı devam ettirmek zorunda değildik ama yüzüstü bırakmasaydık keşke.

Sana yazacağım çok devrik cümle var.Ama ilk önce berbat etmem gereken bir  hayat.Aslında kendim için iyi biri olmayıda denedim çok.Önce ben tutunacaktım,sonra tutunamayanlara köprüden önce son çıkış.Zaman zaman yaptığım özeleştirilerde kendimini de beyaz yakalı bir tutunamayan olarak gördüm.Biranda dünyalarını değiştirmemi isteyen çok kişi var.Hayallerimi sen yıkmışken başkalarının derdine service pack olmak ne kadar da zormuş.

Aradan geçen onca zamana dek kendi kendime konuşmalarımı bile sana hitaben yapıyorum.Neler çalmışın benden ve ben hala seni unutamıyorum.Kavuşamayınca Aşk oluyor işte ve aşk denilen şey muhallebicilerde,günlük kiralık evlerde,otellerde,sinemalarda biraraya gelmek gibi birşey değil.Aşk tek taraflı yaşanan sıkıntı.Duygu patlaması.Kalemtraşın kaleme olan a…  Yok bu saçma basit sözü kullanmayacağım 🙂

Neyse,kendine iyi bak.Adını koyamadığım bu duygu her ne ise işte bu sıralar bana çok yükleniyor.Harekete geç…